Yazılı değillerdir ama vardırlar. Bunlardan biri; Toplum kuralları. Tek tek bireyler için değil de toplumun geneli içindir, ucu döner dolaşır yine bize gelir.
Misal, toplu taşıma araçlarında uymamız gerekenler:
-Yolcular inmeden binmemelisiniz, çünkü zaten binemezsiniz, kapıda sıkışıp kalırsınız öyle (çizgi film karesi gibi) ya da yersiniz zılgıtı “çekilsene kardeşim!” .
-Otobüs, Metro, Metrobüs gibi araçlara binince ilerlersiniz ilerideki boş yerlere doğru. Bir sonraki durakta inecek dahi olsanız kapının yanında dikilmemelisinizdir. Çünkü, sizden sonrakilerin araca binmesini engellersiniz. Çok basittir. Çok büyük bir mantık ya da zeka gerektirmez; araca binince ilerlersiniz.
-İneceğiniz durak yaklaşınca, hatta daha bir önceki durakta kapıya doğru yaklaşırsınız, yavaş yavaş.. İnsanlardan rica edersiniz falan.
-Bir de yaşlılara ve hamile bayanlara oturacak yer verirsiniz, bu vicdanidir. Fakat diğerleri vicdani değildir, olması gerekendir.
Bu tür toplu ulaşım kuralları, toplu ulaşımın hizmetini doğru ve en verimli şekilde vermesini sağlar: daha fazla insan daha rahat şekilde yolculuk eder vs.
Bir başka yazılı olmayan toplum kuralı türü ise yollarda uymanız gerekenlerdir. Yine yayaların uyması gerekenler mesela:
-Yolun sağından yürürsünüz. “Sağdan git cüzdan bulursun” gibi söylemler, her ne kadar alaycı görünse de doğrudur. Yine, çocukken izlediğimiz Susam Sokağı’nda “sağdan git hep sağdan, kaldırımın sağından” şarkısı da aslında, bize yolun neresinden yürümemiz gerektiğini öğretmek/hatırlatmak içindir. Bu sağdan yürüme kuralı, merdivenler için de geçerlidir [Mecidiyeköy Metrobüs hariç]. Herkes kendi sağından yürümeye/inmeye ya da çıkmaya çalıştığında hem geliş-gidiş hem de iniş-çıkış güzergahları en rahat biçimde herkes tarafından kullanılabilir.
- Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha vardır: siz geç kalmış olabilirsiniz, yol kalabalık olabilir ve kafanıza göre yürümek istiyor olabilirsiniz ama yapamazsınız. Çünkü gerçekte, orada herkes geç kalmıştır. Sabahın o saatinde orada koşturmalarının sebebi de odur. Biraz dikkat, biraz diğer insanlara da saygı, biraz sakinlik ve nezaket bu tür sorunları çözebilir.
Bu ve benzeri bağlamlarda, birisi sizi, yapmanız gerekenler konusunda uyardığında ona “sanane” , “hayır yapmayacağım” , “defol git gerizekalı” gibi söylemlerde bulunmanız sadece sizin bilinçsizliğinizidir. Çünkü bunu size ileten kişi sadece aracıdır, sizi bir nevi uyanmanız için dürter. Siz ise uyanmamak ve içinde bulunduğunuz bilinçsizlik durumundan çıkmamak için uğraşırsınız, gereksizdir.
Toplum kurallarının çoğu yazılı değildir. Toplumun geneli için, toplum tarafından oluşturulmuşlardır. Tek tek bireyler için değil, toplumun genel refahı içindirler. Toplum kurallarından biri ya da birkaçını hiçe saydığınızda bu bir reaksiyon yaratarak döner dolaşır ve yine sizi bulur, yani yarın öbür gün o otobüse siz binemeyebilirsiniz, merdivenin ters tarafından yürümekte ısrar eden biri tarafından tekmelenebilirsiniz vs. Bu tür reaksiyonlar çoğaldıkça da toplum, yaşaması gittikçe güçleşen bir karmaşadan öte bir şeye dönüşmeyecektir. Birbirinden nefret eden, kendisinin en üstün olduğunu düşünen ve diğerlerini aşağılamaya çalışan, kendini daha değerli gören ve sadece kendine değer veren ama aslında totaldeki hiç bir bireyden daha üstün ya da gerekli olamayan, aksine daha da gereksizleşen birer birey ve totalinde kaostan öteye gidemeyen bireyler topluluğu oluruz.
Toplum kuralları, her bireyin tek tek uyması gereken kurallardır. Uymayanı uyarmamız ve düzeltmemiz gereken bir yapıyı da gerektirir.
Toplumun refahı için toplum farkındalığı ve bilinç gereklidir. Toplum rahat ederse, o toplumun bir bireyi olarak siz de rahat edersiniz.