İlkokuldayken ben, sınıfımızda Kemal adında fakir bir çocuk vardı. Kemal derslerde de pek parlak bir öğrenci sayılmazdı. Siyah önlüğünün altına her daim, krem rengi boğazlı kazağını giyer; saçlarını 3 numara traş ettirirdi, muhtemelen bitlenmesin diye...
Bu olumsuzlukların yanında yine de saygılı, efendi bir çocuktu Kemal. Fakat bazı çocukların acımasız davranışları yüzünden, ne kadar masum olursa olsun bazen Kemal'in üstüne kalırdı her şey. Eskimiş siyah önlüğüyle kalkıp tahtayı siler, silerken üstü başı tebeşir olur, sümüklerini önlüğünün bileklerine sürerdiKemal. Sarışındı. Göz rengini hatırlamıyorum ama uzun boyluydu da.
İlkokuldayken, haftada bir sırayla birisinin annesi beslenme hazırlardı ve tüm sınıfa dağıtırdı. Haftanın diğer 4 okul günü Kemal ne yer hatırlamıyorum ama mama yapma sırası Kemal'in annesine geldiğinde, sınıfta kimse getirilen mamalardan yememişti.
Tek ben yemiştim, evet. Lokmalar ağzımda büyüye büyüye yemiştim. Çünkü annem "Yapma öyle" demişti, "fakir onlar, biz de fakirdik önceden. İnsan bilerek fakir olmaz ki." ...Diğer çocuklar yemiyorlardı ya bana da yeme diyorlardı: "Yemesene Deniz, fakir onlar, çok pisler, Kemal'in üstüne başına baksana..."
Sonra Kemal'e ne oldu hatırlamıyorum, ilkokuldan sonra görmedim Kemal'i. Sanıyorum ki okula gönderilmedi, çalışmıştır belki de. İşte tam da şimdi, ben Kemal'i hatırladım yine ve içimden; çocukken fakir olup da okuyamayan ve çalışıp ailesine yardım eden tüm Kemallere selam gönderdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder