Sayfalar

17.9.12

Bi şi söylicem

Kendime bi şi söylicem.
Birkaç hafta önce arkadaşlarla eğlenirken, herkesin bir şeyler karaladığı kağıda  ben de bir şeyler karaladım. Birisi "vaaov!" dedi, aldı çantasına koydu (hemcinsim demek). Ben bunu şimdi hatırladım ama ne çizdiğimi hatırlamıyorum...
Bundan hareketle, kendime şunu söyleyeceğim; elalem bile yaptıklarıma benden daha çok değer veriyor.
Ben de artık kendime biraz değer versem diyorum.

6.9.12

tonlar

Bir kadın vardır, kendisi küçücük vicdanı koskocaman, sevgisi şeker gibi...
Adı Menevşe, yerden bir metre elli santim, elleri küçücük, ayakları küçücük, gülümsemesi kocaman.
Daha 20 yaşına basmadan evlendi Menevşe, kocası genç yaşta öldü gitti, Menevşe tekrar de tekrar evlenmeyle uğraşmadı.
Kocasından bir oğlu var, oğlu şimdi otuzlarında, hayırsızın teki.

28.5.12


Hatırlıyor musun, Çengelköy sahilde otururken hani biz, küçük bir kız gelmişti yanımıza; ben resim yapıyordum ya hani... sen de "Bütün İstanbul'u çizmeni bekleyemem!" demiştin. 

Aslında çizmiştim de henüz bizi çizememiştim.


İşte bu yüzden belki de, tüm İstanbul yerinde ama biz yokuz sevgilim.

23.2.12

Uriya kimdi?

Uriya kimdi?
Nerede yaşadı? Ne yaptı?

Peki ya Neron kimdi? Ya da resmi adıyla Nero, Nero Claudius Caesar Augustus Germanicus? Onu Roma'yı yaktı diye biliyoruz, yakmasa da onu tanıyoruz.


Peki ya Uriya'yı tanıyor muyuz?
Aslında Tevrat ve İncil'de ismi geçen Hititli Uriya, Tanrı'nın unutmadığı yiğit Uriya, başına kötü şeyler gelmiş olsa da çok büyük bir şerefe nail olan Uriya.


Fakat Mukaddes Kitap Neron'dan bahsetmez. Kuzey Kralları diye, o dönemin roma İmparatorlarını kastetse de, özel olarak Neron'un ismini kullanmaz.


Ama Uriya'dan birden fazla kez bahseder, hem yiğit olarak hem de İsa Peygamber'in soy hattında sayarak.


Peki, ben bunu niye anlattım / biz bundan ne çıkarmalıyız?


Tarih ve insanlar farklı şeylere değer verir, yaratıcımız farklı şeylere.


Tüm insanların tanıdığı biri mi olmak isterdiniz yoksa Tanrı'nın ismini bilip tanıdığı biri mi?
Uriya bu ikincisiydi işte.

19.1.12

X ülkesi

Bir tane ülke var, adı X.
Adı X çünkü ondan bir sürü var.
Fakat özelikle bu ülke şöyle bir şeyler yaptı: Eski sömürgelerinde, ki hala bahsedilen eski sömürge ülkelerde bu X ülkenin dili konuşuluyor, kendisinin alevlendirdiği bir iç savaş var ve oradaki ırklar birbirlerini neredeyse yeryüzünden sildiler.
İnsanlar birbirlerini öldürdü, bildiğin katliam. Fazla da ses getirmedi. Yani ben bile, oradan bir arkadaşım olunca öğrendim. Belki siz de öylesine duydunuz haberlerde kısacık bir açıklamayla ya da bir gazetenin arka sayfalarında okudunuz.
Yine bu X ülke, kendiyle alakası olmayan bir coğrafyadaki savaşı ve savaşta yapılanları katliam olarak damgaladı ve bu konuda yasa ve yasaklar çıkardı.
Şimdi bu X ülke kimdir, yaptığı yanlış mıdır, kime göre yanlıştır?.. Bir şey diyemem, benim haddime değil. Fakat adaletsizlik diz boyu.
Sadece X'te değil, alfabenin tüm harflerinde, dünyanın her yerinde.

17.1.12

Sanata karşı bir duruşum var

Sanat yapan insanların (sanatçı) rahat insanlar olduklarını düşünüyorum. Mesela bir sulu boya sanatçısının, fırçayı, boyaları ve boyasızlığı rahatça dağıtabilmesi için benim gibi düzenli birisi olmaması lazım. Bu nedenle rahat rahat resim yapamıyorum, hele ki sulu boya hiç...
Sanata karşı mesafeliyim, bir adım ötesinde duruyorum, kavuşamıyoruz.
Hayır yeteneksiz değilim, gerçi yetenekliyim de diyemem, sadece fazla düzenliyim.

...ve sanatın, özellikle de resim sanatının bünyesinde düzene yer yok diye düşünüyorum.